“Bugün Bayram…� 26 Ekim 2006

Filed under: EriÅŸilebilirlik, TebliÄŸ ve Görsel İletiÅŸim — Murat Kurtuldu @ 17:20

Bir zamanlar (belki hala) TRT’nin bayramlarda yayınladığı şarkılardan biridir; “Bugün Bayram�. Barış Manço’nun gayet neşeli bir melodi eşliğinde okuduğu “pazarlama� mantığından arındırılmış sözleriyle, müziği basit ve sade bir hatırlatmaydı bu şarkı.

Çoğumuz gibi bende melodinin hızlı temposuna ve coşkusuna aldanarak neşeli bir “bayram� şarkısı zannetmiştim “Bugün Bayram�ı.

Sanıyorum geçen bayram internette tamamen şans eseri Barış Manço’nun bu şarkısının sözlerini daha dikkatli okuyunca çok şaşırdım. Şarkı bir babanın ölen eşini bayram günü anımsamasını, ziyaretini anlatıyordu.

Barış Manço neşeli melodilerle renklerdirdiği şarkısında aslında ölümün ve kaybedişin en iç burkan anlarının tasvirini yapıyordu bizlere…

Sözleri okuyup şarkının aslında anlattıklarını kavradığımda nasıl olupta daha önce “basitliğinden� dolayı küçümseyip, çocuklar için yazıldığını düşünüp çok da önemsemediğim bir parçayı anlayamadığıma çok şaşırdım.

“İnsanlarla dolu tiyatroda bir fili sahnede kaybetmek…� 

“Kod adı Kılıçbalığı� filminde Travolta’nın yaptığı işi anlatmak için kullandığı bu cümle aslında bizim gündelik yaşamda nasıl koşullandığımızı gösteriyor.. Basit, çok sıradan pek çok sözcük birleşip cümleleri oluşturduğunda ya da bir sihirbaz hızlı bir hareketiyle gösterisini gerçekleştirdiğinde sıradanlık yerini çekiciliğe, meraka bırakıveriyor. İllüzyonistin “nasıl yaptın� sorularına (çoğu kez) cevabı sadece birkaç cümlelik basit el hareketlerinden ibaretken oluşturduğu etki oldukça inanılmaz oluyor…

 Koşullandırıldığımız bir dünyada yaşıyoruz. Çevremizdeki sahte hayatlar, olup bitenler her ne kadar en paranoyak komplo teorilerini andırsa da sıradanlığının ötesinde çok başka ve farklı anlamlar taşıyabiliyor. Ya da hayranlıkla izlediğimiz, alkış tuttuğumuz, profesyonelliğinin dudak uçuklattığını gördüğümüz çalışmalar aslında basit bir “dil veya el çabukluğu�ndan ibaret. Iskaladığımız, önemsemediğimiz, göz ardı edip küçümsediğimiz pek çok minik detay aslında hayatın göz kamaştırıcı başarılarının altındaki en önemli neden.

Sihirbazlığın belki de en farklı mecralarından biri olan “iletişim� işte bu koşullanmayı gözlemleyebileceğimiz önemli alanlardan biri. Basit reklamlar, kapitalizmin sıradan veya ilgi çekici, tüketimi özendirici argümanları aslında hepimizin bildiği basit çağrışımlara dayalı.

Postmodernitenin içinde sürekli evrilen bir dünyada “insan�, tarihin her döneminden daha çok özgür ve seçme hakkına sahip olduğunu iddia ederken, belki de tarihin her döneminden daha büyük bir zihin tutsaklığıyla prangalara vurulmuş durumda. Zihnimiz tıpkı Pavlov’un köpeği gibi zilin çalmasına koşullandırılmış. Beğenilerimiz, tüketim alışkanlıklarımız yani modern bireyin iletişim kodları yeniden programlanarak duyargaları sadece egemenlere hassas hale getirilmiş.

Biz Müslümanlar olarak yaşadığımız toplumdaki hızlı değişime hayret ederken, en güncel problemlerimizi, sorunlarımızı anlattığımızda aynı toplumun nasıl duyarsız davrandığını, duyarsızlığını nasıl uzun bir süre koruduğuna şaşırırız.. Gerçekten de yaşadığımız toplum değişimin her çeşidini, her trendini her an yaşamaya hazırken, tüm sahte gerçekliklerden daha anlamlı ideallerin hedeflerin karşısında cesetler gibidirler…

Bu durumun temel sebeplerinden belki de en önemlisi “gerçeğin sevimsizliği� olsa da asıl büyük problemin aynı dili konuşamamak olduğunu düşünüyorum. Aynı dili konuşmuyor, kullandığımız kavramlara aynı derinliği kazandıramıyor olduğumuz için söylediklerimiz muhatabımızın zihninde doğru yerlere de ulaşmıyor. En basit gelecek tahminleri, en aşikar durum tesbitleri bile iletişim dili değiştirilmiş insanlar için çözülmesi zor denklemler, anlaşılması zor ya da uçuk hayallere dönüşüveriyor. Gerçeğin önünü tıkayan sahteliklerin kalınlığı o denli fazla ve o derece gürültülü ki ardındaki hüzünlü sonu ne yapıp edip gizlemeyi başarıyor…

“Ne yapmalı, nasıl etmeli de insanı gerçeğin sevimsiz yüzüyle tanıştırmalı?�

Bu soru tebliğin, mücadelenin, toplumu önemseyen kaygılı müslümanın belki de en temel problemini ifade ediyor. Yaşadığımız toplumla ortak bir iletişim alanı, deyim yerindeyse insanlar ve düşünceler arası “kapılar ve köprüler� kurabilmek aslında beraber yaşadığımız amcamızı, babamızı, komşularımızı doğru anlamaktan geçiyor…

Acaba onlar hangi dili konuşuyorlar? Demek istediğim beğenilerine yön veren, alışkanlıklarını belirleyen koşullanmalar neler?

Televizyonda izledikleri bir reklamın jenerik müziğini günlerce aklında tutan, oluşturduğu trendleri büyük zevkle yaşamına uyarlayan, alt tarafı bir pazarlama argümanı olan reklam filmlerini kanal kanal gezip izleyecek kadar tutulanlar, nasıl oluyorda bizim uyarı / öneri ve tavsiyelerimizi hiç dikkate almıyor, geleceklerini ilgilendiren konulara ilgisiz kalıyorlar?.. Bunun için bulabileceğimiz yüzlerce mazeret elbette var.. Ancak çözüme odaklı düşündüğümüzde problemi birazda kullandığımız sözcüklerde, cümlelerde, tavırlarda yani gerçeği aktarmak için kullandığımız “iletişim� yöntemlerimizde aramak gerekliliği ortaya çıkıyor.

Sanırım onların konuştuğu dili anlamak, anlattıklarımızın muhatapta doğru yere ulaşmasında maksimum etkili olacaktır. 
Bu arada Barış Manço’nun “Bugün Bayram� şarkısını dinleyerek nostalji yapmak isteyenler aşağıdaki linke tıklayabilirler :)

http://www.youtube.com/watch?v=P_ffy9uw-lk

 

Yorum Yaz

Mail Adresiniz (Sadece bizde kalacak, yayınlanmayacak)

 
 
Kapat
E-posta ile paylaÅŸ